TÜKETİYORSAK VARIZ

Başlıkta espri yapmadım. Her tarafta tüketim dünyası kötüdür, az tüketelim, yüz eşya ile mutluluk gibisinden haberler çıkarken, insanların ekonominin kötülüğünden şikayet etmesi, ne olacak bu memleketin hali demesi bana hep komik gelmiştir. Dünya ekonomisi, çünkü, çok uzun bir zamandır tüketime dayalı bir sistem durumunda ve biz buna çok kısaca kapitalizm diyoruz. Tüketmesek, hepimiz bir lokma bir hırka desek, bugün memleket değil bütün dünya batacak. Dışarıda yemek yemezse kimse restoranlar, moda kıyafetleri alınmazsa mağazalar batacak. O sektördeki herkes işsiz kalacak, yeni iş sağlanamazsa da fakirlik artacak. Şu ana kadar duymamış olanlar için acı olacak ama ne yazık ki düzen bu: Dünyanın dönmesi tüketime bağlı. Bu yüzden tüketim karşıtı söylemler ve eylemler içerisinde olanlar merak ediyorum ne dediklerinin farkındalar mı? İşte bu yüzden bütün bu tüketime dayalı sistem çökmeden bu konuyu halletmeye çalışıyor herkes. Bol bol para harcayın, tüketim güzeldir yazısı değil bu tabii ki ama, konuyu biraz daha derinlemesine bilmek her zamanki gibi daha iyi olabilir.

Tüketim, ne, nasıl, ne zaman, nerede gibi farklı boyutları olan bir süreçtir. Bunun her bir aşaması neredeyse bir diğeri kadar önemlidir. Kitap okuduğunuzda da, kahve içtiğinizde de, elinizdeki akıllı telefonla konuştuğunuzda da tüketim içerisindesinizdir. Özetle yaptığınız her bir meta ile zaman harcama, tüketimdir. Tüketim dünyası neredeyse her şeyi içine alır.

Daha önceki bir yazımda TDK’da yer almayan ünlü ‘pratik yapmak’ terimimizden söz etmiştim. Tüketimin anlam ve öneminden söz etmeye başlayınca da bir türlü İngilizceden çevrilemeyen bir kelimeyi illa ki kullanmalıyım. Böyle çevrilemeyen kelimeleri çok ilginç bulurum. Hele ki başka bir dilde bu kadar çok kullanılıp da dilimizde tam karşılığı olmayan kelimeleri. O kelime ‘leisure’. Leisure özetle eğlenilecek, boş zaman demek İngilizcede, ama tam da değil, açıklayacağım. Bu kelimenin başlığında yer aldığı en ünlü kitap Veblen’in geçtiğimiz yüzyılın başında yazdığı ‘Leisure’ Sınıfın Teorisi adlı kitaptır. Dilimize Aylak Sınıfın Teorisi olarak çevrilmiş. Oysa leisure’ın içinde biraz aylaklık olsa da bunu sadece aylaklık olarak çevirmek gerçekten önemli bir sosyal bilim külliyatını çöpe atmak gibi olur. Kelime ‘bir şeyler yapabilme fırsatı’ anlamına gelen ta on dördüncü yüzyıllara dayalı köklere sahip. Birebir de sizin tüketim alışkanlıklarınıza işaret ediyor. Bu kelime herhangi bir kelime değil dünyayı anlamak istiyorsanız. Çünkü bütün tüketim işte orada, boş ve eğlenceye ayrılan yaratıcı ve sadece kendinizi mutlu etmeye çalıştığınız bir şeyler yapma fırsatınız olan zamanda dönüyor.

veblenkitapBir şeyler yapabilme fırsatı ne demek? Örneğin toplumun çoğu gibi saat 9’da işe gidiyor akşam 6’da işten çıkıyorsunuz. Bütün bu süre içinde uyuma fırsatınız yok. Şirket Facebook dahil bütün sosyal medyayı kapatmış, onlara bakamıyorsunuz. Aldığınız yeni kıyafetinin iş yerinde giyilmesi yasak, onu göstermek için gece ya da hafta sonu bir yerlere gitmeniz lazım, tabii gösterecek sosyal çevre de – ama bu başka bir yazının konusu. Resim yapamıyorsunuz, eh iştesiniz çünkü. O büyükler için boyama kitaplarını, renk renk Faber kalemlerin en güzellerini aldınız, stres azaltıyor bunlar ama çalıştığınız yerde yasak, işinizi bitirmelisiniz. Çocuğunuzla Lego oynamak istiyorsunuz, bu da işten sonra. Haydi internetten indirmeyeyim kapağına da bakarım deyip DVD’sini aldığınız filmi ya da kaçırdığınız maçı o kadar para vererek abone olduğunuz kanaldan izlemek de yasak. Sadece zevk için yapacağınız her şey yasak. Anlayacağınız yaşamınızda ya para kazanacaksınız, ya da zevk için para harcayacaksınız. İşte leisure ikinci zamanı anlatıyor bize. Zevkimiz için harcayacağımız zamanı. Çoğu insanın mutlu olduğu tek zamanı (ama parayı değil). O zaman olmazsa dünya nüfusunun çoğu para da kazanamıyor. Çünkü o zamanın oluşabilmesi için ilkin işe ayrılan zamanının gerçekleşmesi gerek.

Bana dünyadaki en önemli olaylardan biri ne diye sorarsanız, aklıma devrimler, savaşlar, aya çıkan ilk insan, ne bileyim Amerika’nın keşfi falan gelmez. Aklıma ilk gelen iş zamanı ve zevk zamanının ayrılmasıdır. İşte geleneksel yapıdan çıkarak, modernleşme ile başlayan süreçtir bu. Okunacak kitabı, çekilecek fotoğrafın makinesini, bir restoranda yenecek yemeği, tatile gidecek parayı yani hep o diğer zamanda kazandığımız parayı bu zamanda harcıyoruz. Aylaklık etmiyoruz, yaratıcılığımızı ve oyunbazlığımızı kullanacağımız zaman da sıklıkla bu zaman oluyor. Bir anlamda sadece bu zaman için fazladan para kazanmak istiyoruz. Aslında o boş bir zaman değil. Sadece eğlendiğimiz zaman hiç değil. Çoğumuz o ‘leisure’ zamanı içinde tüketmek için varız. Hatta bütün hayatımız o zamandan oluşsun istiyoruz.

İşte bu denli önemli bir kelime dilimizde yok. Dilde yok da kavram olarak var diyebilirsiniz. Oysa kavram olarak oluşması için de zamana ihtiyacımız oldu. Çok yeni, bilemediniz yirmi yıl. Bunun için çünkü toplumun zenginleşmesi gerekiyordu, diğer bir deyişle tüketici toplumunu oluşturmamız. Orta sınıfın büyüdüğü ve daha çok çalışıp, daha çok para kazandığı bir toplumdu bu. Zenginleştiğimizde eğlenecek zaman bulmamız anlamına da gelmiyor. Ancak zenginleştiğimizde para kazanma dışında harcayacağımız zamanı da yaratıcılığımız için kazanmış olmak demek. Bu geçtiğimiz cümleyi ben de iki üç kez okudum, doğru mu yazmışım diye. Sonuçta fazladan kazandığımız para ile ne yapacağımız da yine birikimlerle oluşan bir kültürdür. 60-70-80’lerde çocuk sahibi olanlar, bizim bugünkü ‘leisure’ alışkanlıklarımızın çoğuna sahip değillerdi. Televizyondan, turizme her şeyin farklı olduğu bir tüketici kültürünün içerisinde yaşıyorlardı.

louis-vuitton-queue
Louis Vuitton mağazası önünde alışveriş sırasındaki Çinliler
h&M
Türkiye’deki ilk H&M mağazası açılışındaki alışveriş sırası

Bu harcamalarda da tabii ki bir ayar olması gerekiyor ama her ayar gibi bu da bir standarda bağlıdır ve kimya dersinden hatırlayalım bütün standartlar bile standartlara bağlıdır; basınç ve sıcaklık örneğin. Ne demek istedin şimdi dediğinizi duyduğum için hemen Türkçe mealini veriyorum. Amerika’nın zengin kesimindeyseniz standardınız farklıdır, Kongo’nunkindeyse farklı. Burada iki lüks otomobil, iki lüks ev, bankada bir kaç yıllık sizi geçindirecek para ve parmağınızdaki kendinizin aldığı tek taşla zengin sınıfta olabilirken, bu Amerika’da özel uçak, sevdiğiniz dünya kentlerinde ev ve bankada Afrika’daki bütün açlara McDonalds menü ısmarlayacağınız kadar varlıklı olma standardına kadar yükselebilir. Instagram’daki Amerika’nın zengin çocuklarının sayfalarına bir göz atmanızı öneririm.

rich-kids-of-instagram-style-statement-billionaires-kids_600x450

Bu zenginlik anlayışının bir standardının olmaması zaten kapitalizmin lokomotifidir: Daha fazla, daha hızlı, daha güzele doğru sürekli hareket eder bu tren. Modern kapitalizmi şu an yaşıyoruz da, kapitalizm tarihsel geçmişi olan bir süreçtir, birden bire Marx söz etti diye ortaya çıkmamıştır. Bu sorunun temeli insanın doğasına, içinde yaşadığı ve kendisi gibilerin oluşturduğu toplumun kültürüne bağlıdır. Sonuçta evet, işte siz o otuz yedinci ayakkabınızı da aldığınız, halk kütüphanelerinden almak yerine yepyeni yeni çıkan ve illa ki sizin rafınızda durması gereken kitabı satın aldığınız, tatilde kültür turizmi yaptığınız ve maç seyrettiğiniz için zenginleşmenin önemli bir kısmı oluşuyor. Emlak spekülasyonları ve borsa konusunu da biliyorum, evet.

Peki biz tükettikçe dünya dönüyor; ne zenginliğin ne de tüketimin bir sonu yok anladık da bu şekilde doğayı da kendimizi de tüketiyoruz, parayla saadet bir türlü olmuyor, hep daha iyisi çıkıyor, bizim halimiz ne olacak sorusunu sorduğunuzu duyar gibiyim.

Bunun yanıtını bulmanız için bu yazıları yazıyorum diye yanıt verip, şimdilik bitireyim, ufak bir ipucu da vererek: Yüz eşya ile mutlu yaşamaktan geçmiyor bunun çözümü. Hiç bir şeyin çözümü o kadar basit değil.

Yalnız bir ihtimal ‘leisure’ı doğru tanımlamaktan geçebilir.

issue_5_utfactory


One thought on “TÜKETİYORSAK VARIZ

  1. Geri bildirim: DİZİ, DİZİ, FANTEZİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s